9 Mayıs 2008 Cuma

III. Türkiye Yayıncılık Kurultayı'ndan notlar 1

Herkese merhaba;
8 Mayıs günü Bilgi Üniversitesi'nde gerçekleşen III. Türkiye Yayıncılık Kurultayı'nda Ders Kitapları ve Öğretim Programları isimli konferansa katıldım. Konuşmacıların dile getirdiği sorunlar ve çözümlerine yönelik sunumlarını özet olarak geçmek istedim.

Merdan Tufan-Talim Terbiye Kurulu Başkanı
Ders kitaplarının içeriğine yönelik program çalışmalarında en köklü değişim 1968 yılında gerçekleşmiştir. 40 yıl boyunca sadece bu değişiklik üzerinde düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerde Avrupa Birliği ve Dünya Bankası'nın da katkıları olmuştur. 2003 yılında ise ders kitaplarında değişiklik gerçekleşmiştir. Ders kitaplarının incelenmesinde Talim Terbiye Kurulu yığınla yöntem denemiştir. Bu kitaplar yüzlerce yayınevi tarafından gönderilen kitaplardır. 2003 yılından bu yana halen incelenmeyi bekleyen 900'e yakın kitap bulunmaktadır.
Not olarak da ders kitaplarının incelenmesi hususunda devletin payı 2003 yılında %18 iken 2008 yılına geldiğimizde bu pay %73'e çıkmıştır. Devletin baskısının minimuma indirilmesi gerekmektedir.

Muhsin Çetin-Talim Terbiye Kurulu
1968 yılında gerçekleşen programın başarılı olduğunu dile getirdi.
Bir program hazırlanırken ya da ders kitaplarını bu programa uygun hale getirmeye çalışırken temel kriterler karşılıklı devletin ne istediği, velinin ne istediği ve öğrencinin ne istediğiyle ilişki halinde olmalıdır. Meşrutiyet zamanında Türkiye'nin adam olması için Paris'te ne yapılıyorsa onu uygulamak gerek demişler ama bu durum da komik sonuçlar yaratmıştır. Yeni hazırlanan programlar anayasaya, müfredata, dil birliğine, insan haklarına uygun olmalıdır. Tüketiciye nasıl sunulması gerektiği incelenmelidir.
Son zamanlarda gündemde olan "Ücretsiz Kitap Projesi" isim olarak oldukça rahatsız bir durum yaratmaktadır. Bunun yerine " Ders Kitapları Temin Projesi" ismi kullanılmalıdır. 148 bin ders kitabının 100 bin tanesi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından temin edilirken 48 bin tanesi yayınevleri tarafından karşılanmaktadır. Burda devletin elini çekmesi gerekmektedir. Mümkün olabildiğince yayınevleri tarafından teminat sağlanmalıdır. Talim Terbiye Kurulu'nun bu noktada istediği "Açıklık ve Şeffaflık" duruşuyla devletin bu işten elini çekmesi gerektiğidir.

Faruk Karaca-Türkiye Eğitim Yayıncıları Derneği
UNICEF tarafından yapılan araştırmalarda eğitimin en büyük aracının ders kitapları olduğu tespit edilmiştir. Serbest piyasa modeliyle daha kapsamlı, görsellik açısından daha zengin, baskı kalitesi yüksek kitaplar üretilmiştir. Ama bu noktada yayınmıcılar arasında daha kaliteli kitap çıkarma yarışı başlamıştır.
Yapılması gereken bazı şeyler vardır.
Devlet politikaları: Yayıncılık sektörünü geliştirecek politikalar mevcut değildir. Devlet en kısa zamanda çözüme yönelik çalışmalar yapmalıdır.
Yasal çözümlemeler: Yayıncılık yasası çıkarılmalıdır.
Ders kitaplarının inceleme süresi: Sayısız kriterde incelenmektedir. Bunlar anayasa uygunluk, Atatürk İlkeleri'ne uygunluk, dilbilgisi kurallarına uygunluk, kadın-erkek eşitliğine uygunluk, dini, politik konuların işlenip işlenmediği, bilimsel yanlışlık olup olmadığı gibi kriterlerde olmalıdır.
Başvuru zamanları(yayıncıların kitaplarını seçim kuruluna göndereceği zamanlar): Ocak, şubat, mart aylarıdır.
Rekabet: Yayıncılar arasındaki rekabeti önlemek için Milli Eğitim Bakanlığı sadece denetleme yapmalıdır. Elini ticaret alanından çekmelidir. Yazarların hak kaybını önlemek için devlet haksız rekabetin önüne geçecek düzenlemeler getirmelidir.

Oya Adalı-Dil Bilimci
Yeni öğretim programı yapılandırıcı, çoklu zekaya dayanan öğrenci odaklı modern bir program olmalıdır. Eski model baskıcı bir karakterdedir. Yeni program bunu aşmayı hedeflemektedir. Ezberci eğitim halen devam etmektedir. Bu tarz öğretimin kötü olduğuna karar verilip değiştirmeye karar verildi ama bu program uygulanırken kitaba da uygulanması bekleniyordu. Ne yazık ki çok da fazla beklenen gerçekleşmedi.
Bir kurul tarafından değerlendirilen ders kitaplarını değerlendiren kurulun kimlerden oluştuğuna dair bir bilgi verilmemekle birlikte aynı zamanda içerikle ilgili yöneltilen sorulara da cevap alınamadı. Yani neden değiştirildiği neden kaldırıldığı bilinmediği gibi inceleyenler kimler bunlar da bilinmemektedir. Bakanlık sadece değerlendirme işlemini elinde tutmalıdır.
Son olarak da patlamış olan bir çocuk dalı var. Program gereği çocukların buna ihtiyacı var ama ne yazık ki yeterli kütüphane bulunmamakla birlikte kütüphanelerin kapıları sadece müffettiş geldiği zamanlarda kapıları açılan odalar olarak yer almaktadır. Müfettiş kütüphaneleri yerine halk kütüphaneleri açılmalıdır.

Saygılar,

Esma Kocabaş

Hiç yorum yok: